YENİLER

Site add
Anaokuluna Alışırken Ayrılma Kaygısını Aşmanın En İyi Yolu
Erken Çocukluk

Anaokuluna Alışırken Ayrılma Kaygısını Aşmanın En İyi Yolu

 2017/2018 eğitim dönemi başlarken; tüm çocuklarımıza keyifli bir Anaokuluna Alışma süreci armağan etmek, biz uzmanların en önemli görevlerinden biridir. Bu konuda daha önce yayınlanan makalemizde de (Anaokuluna alışırken ağlatılan çocukları gelecekte ne bekliyor?) bahsedildiği gibi, Anaokuluna alışma sürecindeki en önemli faktör, sağlıklı bir oryantasyon sürecidir. Bu yazımda, oryantasyon döneminde olan ya da tatil sonrası okula uyum sağlama sorunu yaşayan çocuklar için, çok eğlenceli, bol kahkahalı OYUN önerilerimle, hem ayrılma kaygısı yaşama riskini en aza indirmenin yollarından bahsedeceğim, hem de bu dönemin rahat ve sağlıklı geçmesini sağlayacak, birkaç kilit noktasını sizlerle paylaşacağım.

Ayrılık kaygısını engellemek ya da bu durumu aşabilmek, aslında o kadar da zor bir süreç değil. Eminim bu yazının sonlarına doğru sizleri “ah ne kadar da kolaymış,  bu kadar basit miymiş, biz zaten bu oyunları çocukluğumuzda hep oynardık, çocuklarımız da hep oynuyor” diye düşünürken bulacağız. Siz anne babalar, bunları evde çocuğunuzla keyifle uygularken; okula alışma sancısı yaşayan pek çok miniğin kalbine dokunduğumu hissetmek mutlu edecektir.

Bağlanma Oyunları Çocuğun Zor Zamanlarla Baş Etmesinde İyileştirici Unsur Olabilir

Çocukların, ilk kez evinin sıcak ve güvenli ortamından ayrılarak Anaokuluna başlaması sıklıkla gördüğümüz bir kaygı (anksiyete) nedenidir. Burada ortaya çıkan kaygının boyutu, çocuğun içinde bulunduğu ortam, ailesi ile olan ilişkileri ve genetik yapısına bağlı olarak değişebilir. Bebekler ve küçük yaştaki çocukların anne babalarından ya da onlara bakan kişilerden uzun süre ayrılmaları başlangıçta ciddi stres unsurudur. Bu çocuklara, kayıp, kafa karışıklığı, dehşet ve öfke duygularıyla baş edebilmeleri için destek olmak gerekebilir.

İster fiziksel ayrılık, ister duygusal uzaklaşma olsun, herhangi bir biçimde ayrılık travması yaşayan çocuklar genellikle saldırganlık, sıkı sıkıya yapışma ya da işbirliğine yanaşmama gibi anne babalarını zorlayan davranışlar sergilerler. Ayrıca sürekli ilgi isterler. Ayrılık kaygısı ya da travması yaşayan çocuklar için, oyun oynamanın sihirli gücünü kullanmak son derece faydalı olabilir. Aşağıdaki oyun önerilerini uygulayarak oyunun iyileştirici gücüne tanık olabilirsiniz.

Okuldan zor zamanlar geçirerek eve gelen çocuğunuzu ikna etmeye uğraşmak yerine onunla oyun oynamayı deneyin. Oyun çocuğun, hayatı prova etmesinin, yoğun duyguları ile baş etmesinin, ilişki kurmasının bir aracıdır. Bağlanma oyunları sayesinde çocuk, anne ve babasının desteğiyle, günlük stresini azaltabilecek, anne ve babası ile bağlanmasını sağlamlaştıracak ve problem çözme yöntemlerini keşfedebilecektir. Bağlanma oyunları çocuğun zor zamanlarla baş etmesinde iyileştirici unsur olabilir.

Öncelikle Bağlanma Oyunlarının Uygulama Özelliklerine Göz Atalım

-İnteraktif oyunlardır. Yani, tüm oyuncuların aktif katılımı önemlidir.

-Oyunun içinde, bolca kahkaha ve gülücük vardır. Burada ebeveynin çocuğa gülmesi yani alay etmesinden bahsedilmemektedir. Bu oyunlarda çocuğa gülmek yoktur. Çocuk ile birlikte gülmek, andan keyif almak vardır.

-Bu oyunları kimin başlattığı önemli değildir. Bu oyunların yapılandırılmış, önceden planlanmış olması gerekmiyor. Bağlanma oyunlarını kimi zaman çocuk başlatabilir kimi zaman ise ebeveyn…

-Herhangi bir oyuncak gerektirmez. Sadece o anda hazır olan anne-baba ve çocuğu gerektirir. Bu anlarda televizyonun açık olmaması, ebeveynin telefonlarına bakmaması ve başka işlerle ilgilenmemesi çok önemlidir.

-Her yerde ve her zaman oynanabilirler. Bu oyunları banyoda, arabada, yolda, havuz kenarında… Kısacası her yerde oynayabilirsiniz.

-Bağlanma oyunları disiplin yöntemleri gerektirmez, çocuğa kuralları öğretme amacıyla oynanmaz.

-Bu oyunlar rekabet içermez. Rekabet içeren kutu oyunları gibi bağlanma oyunları oynamak da çocuğun gelişimine katkısı açısından önemlidir. Ancak bağlanma oyunları dediğimiz oyunlar, rekabet içermez. Herkesin oyunlardan keyif alması asıl esastır.

-Herhangi bir kuralı içermez. Bu oyunlarda anne-babaya ya da çocuğa zarar gelmemesi dışında bir kural yoktur.

-Belirli bir süresi yoktur. Bazen sadece 2 dakika sürebilir.

-Bu oyunlar çocukta olumlu enerjiyi arttırır.

Saklambaç ve Kovalamaca Oyunlarının Mucizevi Gücünden Faydalanın

Ayrılık oyunları, çocuğunuzla aranızda kısa süreli görsel ve mekansal ayrılık oluşturmaya dayanır. Hepimizin bildiği saklambaç ve kovalamaca oyunları, bu türe en iyi örnektir. Çocuklar saklambaç oyununu oynamayı çok severler, çoğu zaman da onlar sizi bulduğunda ya da siz onları bulduğunuzda çok gülerler. Çocuklar büyüdükçe ayrılık süresi uzamaya ve saklanılan yerler daha zor bulunmaya başlar. Bu oyunlardaki en önemli unsur, görsel ve fiziksel bağlantının yeniden oluştuğu anlardır.

Çocukla beraber saklanmak önemlidir, çünkü bu size çocuğun yalnız kalmaktan ve bulunmayı beklemekten gelen heyecanını korumasına yardımcı olma imkanını sağlar.

Ben de bizzat buna tanık oluyorum. 5 yaşındaki kızımdan, özellikle eğitime gittiğim hafta sonları ayrı kaldığımda; kızımın benimle o akşam saklambaç oyunu oynamak istediğini görüyorum, bazen 1 saat yalnızca saklambaç oynuyoruz. Benimle bu yolla güven tazeleyen kızım, huzurlu bir şekilde uykuya geçiyor.

Saklambaç oynarken; çocuğunuzun saklandığı yeri keşfettiyseniz, siz onu yakalamadan önce kaçıp kendini güvende hissettiği, saklanması için önceden kurgulanan yere ulaşmasına izin verirsiniz.

Kovalamaca da ayrılık oyunlarının farklı bir çeşididir. Çocuğunuzun koşup kaçmasına izin verir, sonra da onu yakalamaya çalışırsınız ya da ayrı kalma sürecini uzatmak için ve oyunu zorlaştırmak için yakalanmamaya çaba gösterirsiniz.

Ayrılık oyunları çocukların, her gün okula gitmek gibi ayrılma süreçleriyle eğlenceli bir biçimde başa çıkabilmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca çocukların daha önce ayrılık travması ya da kayıplar sonucu yaşadıkları duygusal korkularını yenmeleri için de fırsat yaratabilir; dolayısıyla travmayla mücadelede, temsili bir oyun niteliği oluşturabilir.  Üstelik bu tür oyunlar, daha önce hiç travmatik ayrılık yaşamamış olmasına rağmen, terk edilme ve ayrı kalma korkusu yaşayan çocuklar içinde faydalıdır. Her durumda, ayrılık oyunları esnasında atılan kahkahalar, çocuğun endişe duygusundan kurtulmasına yardımcı olur.

Bunun yanında, fiziksel oyunlar (içerisinde koşma, bağırma, gülme gibi unsurların olduğu) belirli hormonları daha fazla salgıladıkları için ,çocuğun stres düzeyini azaltır. Oyunlarda çocuğun gülüyor olması doğru yolda olduğunu gösteren bir etmendir. Çocuğunuzla yere oturmanız, ona değil ama onunla beraber gülüyor olmanız, ona dokunmanız, duygularını adlandırmanız onunla olan güven bağınızın doğal olarak gelişmesini sağlayacaktır. Bu oyunların bir başka etkisi de çocuğun sosyal-duygusal gelişimlerini desteklemektir.

Fiziksel Temas İçeren Oyunlar da Çocuğun Okul Stresi ile Baş Etmesi için Yararlıdır

– Çocuklar yetişkinlerden daha fazla dokunurlar. Dokunulmak, sarılmak onların fiziksel ihtiyaçlarındandır. Özellikle yoğun duygular yaşadıkları zaman, vücutlarında bu duyguların getirdiği enerjiyi, yetişkinlerden daha yoğun hissederler. Bu nedenle dokunma ve sarılma içeren oyunlar, çocukların yoğun duyguları ile baş etmeleri için önemli bir ilk adımdır.

Ayrılık travması yaşamış çocuklar için de fiziksel temas çok önemlidir. Sizinle kurdukları yakın fiziksel temas, güvende olma ve bağlanma duygularını yeniden kazanmalarına yardımcı olacaktır. Çocuklar çok ilginç bir şekilde yakınlaşma yollarını bulmakta yeteneklidirler; ancak çocuklarınızın bu konudaki gayreti, bazen sizin için rahatsız edici olabilir. Fiziksel ya da duygusal herhangi bir ayrılık sonrası, bu tür davranışlarının sizinle tekrar bağlanma çabaları olduğunu algılayabilirseniz, belki bunu bir oyuna bile dönüştürebilirsiniz.

Örneğin; 3 yaşındaki oğlunuz önünüzde durup bacaklarınıza sarılmışsa, onu görmemiş gibi yapıp yürümeye çalışın; oflayıp puflayarak yürümenin ne kadar zor bir iş olduğundan şikayet edin. Büyük olasılıkla kıkırdayarak gülmeye başlayacaktır. Ya da birbirinize yapışmış numarası yapın. Eğer 2 yaşındaki kızınız, rahatsız edici bir biçimde durmaksızın yüzünüzü yalıyorsa, siz de onun yüzünü yalayıp, "hımm çok nefis! Külahta çikolatalı dondurma gibisin!" deyin. Bu tür eğlenceli yaklaşımlar, çocuğunuzun yakınlaşma ve kendini güvende hissetme ihtiyacına yöneliktir.

Çocuğunuzun, keyifsiz ve belki de zorlayıcı tavırlarının yoğun olduğu  stresli bir okul günü sonunda; “Tamam ben anladım, senin bankandaki sarılmalar azalmış” deyin ve çocuğunuza sarılın. Sarılmanız kısa süreli olmasın, olabildiğince uzun süre sıkı sıkı çocuğunuza sarılın. Daha sonra, çocuğunuz sarılmayı bırakmanızı istediğinde ,yavaş yavaş ayrışarak “sana sarılmayı o kadar çok seviyorum ki… bana söz ver seninle yine sarılacağız” deyin.

-Bir diğer oyun da “çocuk tostu”. Anne ve baba iki yandan çocuğa sarılarak bir “… (çocuğunuzun ismi) tostu” yapabilirsiniz.”

Okul Gününe Oyun Yoluyla Hazırlık

Çocuğunuzu zor bir olay için hazırlamanın en iyi yollarından biri, olayla ilgili sahne ya da temalarla sembolik oyun sunmaktır. Okulda yeni karşılaştığı birçok olayla baş etmek zorunda kalan çocuğunuza, bunları daha iyi anlamlandırabilmesi için ayıcıklarıyla hayali sınıflar yapabilirsiniz. Siz OYUNU başlatın, sonrasında çocuğunuzun okuldaki bir günlük stresinden arındığına tanık olabilirisiniz. Ayıcıklardan sınıf yapabilir (büyük olasılıkla kendisi bu sınıfa katılmaz, anne ya da baba olabilir) siz  ayıcıkların ağzından çocuk olarak okulda neler yaptığınızı anlatabilirsiniz, o gerekli yerlerde sizi düzeltir. Ya da o anne olur arabasına biner ayıcığı(sizi)  okula bırakır, siz biraz ağlayın bakalım sizi okula gitmek için nasıl ikna etmeye uğraşacak? Oyuna biraz eğlence katmayı unutmayın yaptığınız komik sesli ağlamalara birlikte gülün ki attığı kahkahalar onun stresini iyice azaltsın. Kahkahalarla gülmek, bağışıklık sistemini güçlendirir, acı toleransını artırır stres ve kaygı duygusunu azaltarak bireyin korku ya da travma yaşatan olayların ardından iyileşmesini sağlar. Ayrıca kahkaha, çocuğun mizah duygusunu teşvik eder; sosyal becerilerinin, popülaritesinin ve uyum yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunarak, çocuğun okula uyumuna dolaylı yoldan katkı sağlamış da olur.

Yaşça Geriye Gitme Oyunu ve Özgürlük

Sonucu benim için de çok ilginç olan bir oyunu paylaşmak istiyorum. 3-6 yaşlar arasındaki çocuklar genellikle yaşça geriye gittikleri oyunları kendileri başlatır. 5 yaşındaki kızımın zaman zaman bebek gibi konuşmak ya da davranmak isteğine ben de şahit olmuşumdur. Ancak bu anne babalara şaşırtıcı hatta sinir bozucu gelebilir. Hatta 10 yaşındaki büyük bir çocuk bile, bazen küçük çocuk gibi davranıp bebek gibi konuşabilir. 4 yaşındaki oğlunuz, normalde çok güzel konuşuyor olsa da “men uuu istiyo” diyebilir, gözlerini devirip bebek gibi ağlayabilir, kollarını uzatıp al beni diyebilir. Bu durumda çocuğunuzu kollarınıza alıp sıkı sıkı sarın, battaniye ile sarmalayın, ninni söyleyin vb… Bu tür bir oyun, çocuk ya da aile stres altındayken ortaya çıkar. Büyüklerin çocuğa yeteri kadar zaman ayıramayıp ilgilenememesi durumunda yararlı olabilir. Çocukları, bebek gibi, belki de daha önce hiç alışkın olmadıkları biçimde beslemek, ihmal edilme ve ayrı kalma kaynaklı sorunların çözümünde yararlı olacaktır. Küçük yaşlarda, ihtiyaç duydukları  ilgiyle birlikte büyümek ve gelişmek için ihtiyaç duydukları gücü alırlar. Bu tür oyunlar, çocukların özgürleşmek adına attıkları adımlara da katkı sağlayabilir. Özgürleşme yolunda emin adımlar atabilmek için, sembolik olarak bebekliklerine dönerek, kendilerini güvende ve seviliyor hissetmek isteyebilirler. Neredeyse, tekrar şarj olmaya ihtiyaçları vardır diyebiliriz.

Son Söz;

Güvenli bağlanma kadar önemli bir diğer kavram da “Güvenli Ayrılma” kavramıdır.

Güvenli ayrılma kavramı, çocuğun hayatına ilk aylarda girmeye başlar. Bunun ilk aşaması annenin işe başlama sürecidir. Sonrasında çocuğun kreşe başlaması, çocuğun yatağının ayrılması, aileye ikinci bir çocuğun gelmesi gibi olaylar bu sürecin devamını oluşturur.

Güvenli ayrılma sürecinde, annenin özen göstermesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Örneğin: Annenin işe başlama süreci de önemli bir aşamadır. Anne çocuğu üzülmesin, ağlamasın diye sabahları ona görünmeden gizlice kaçıp gitmemelidir. Bu tutum, çocuğun güvenini daha çok sarsar ve kaygısını arttırır. Bunun yerine sabah çıkarken çocuğa nereye gittiği ile ilgili kısa bir bilgi vermesi gerekir. Bunu yaparken de “Ben işe gitmek zorundayım, çok üzgünüm, işim bitince hemen geleceğim, sakın ağlama, korkma” ifadesi yerine “Ben işe gidiyorum, akşam geri geleceğim, ben yokken sana anneannen vb. bakacak” ifadesi daha sağlıklı bir ifadedir.

Çünkü, çocuk için önemli olan, anne yokken onun yanında kimin olacağı ve temel ihtiyaçlarının kimin tarafından karşılanacağıdır. Annenin “Korkma, ağlama” gibi söylemleri çocuğu rahatlatmaz aksine ortamda bir tehdit olduğu ve güvende olmadığı anlamına gelir.

Çocuğun kreşe başlaması da anne ile arasındaki bir diğer ayrılma evresidir. Kreşe başlamak, çocuk için hayatında önemli bir dönüm noktası iken, annenin bazı tavırları ve söylemleri bu evreyi çocuk için daha zor bir hale getirebilir. “Kreşi sevdin mi?, öğretmenini sevdin mi?, orayı sevmediysen seni alalım mı?, sana yine anneannen baksın mı?” gibi ifadeler çocukta “Burası benim için yeteri kadar güvenli değil” algısı oluşturabilir.

Bu algı nedeniyle, çocuğun kreşe uyum süreci olması gerekenden daha uzun sürer ve çocukta olumsuz bir okul algısı gelişebilir.

Anne çocuk arasında, güvenli bir ayrılık sürecinin oluşabilmesi için, bu ayrılığa öncelikle annenin hazır ve istekli olması gerekir. Anne, çocuğunun yatağını ayırmaya hazır değilse, anne çocuğunu memeden kesmeye hazır değilse, çocuk ne kadar hazır olursa olsun, annenin kaygılı tavrı bu süreci etkileyecektir. Bu yüzden, çocuğunuzu gönderdiğiniz okula güven duymanız şarttır. Bunu sağlamak için sık sık okul ilgilileri ile doğrudan diyaloğa girmeniz, okula güvenebilmek adına size büyük yarar sağlayacaktır.

KAYNAKÇA

Booth, Phyllis B. ve Jernberg, Ann M. (2010). Theraply 1 İstanbul: Gün Yayıncılık.

Booth, Phyllis B. ve Jernberg, Ann M. (2017). Theraply  2 İstanbul: Gün Yayıncılık.

Thomas, B. (2017). Çocuklar İçin Yaratıcı Baş Etme Becerileri. İstanbul: Sola Yayıncılık