YENİLER

Site add
Miro
Olağanüstü Haller

Miro

 MİRO

Yaz okulu eğitim programı içinde yer alan konulardan İspanyol ressam Joan Miro ile ilgili çalışmayı çocuklarla gerçekleştirdik. İlk önce Miro’nun kendi resmi önünde bir fotoğrafını gösterdim ve tanımadıkları birinin yüzü için nasıl anlamlandırmalar yaptıklarını görmek için onlara sorular sorduk. Çocuklar Miro’yu birçok kişi gibi önce Atatürk’e benzetmekle beraber “iyi biri” olarak tanımladılar.

D., Miru’nun arkasında ki resimde bulunan baskın formu “anahtar” olarak tanımladı. Bu arada ben neden iyi birisi olduğunu sordum. Mustafa Aydın, “çünkü resimleri iyi yapıyor” dedi. İ., “çünkü gülümsemiş” dedi. B., “çünkü o resim yapıyor” dedi. Resim yapan insanlar iyi mi olur? Diye sordum. “Evet” dediler.

Daha sonra Miro’nun atölyesinde bulunduğu bir fotoğrafını gösterdim ve neler gördüklerini sordum. Çocuklar gördüklerini tarif ettiler ama tam olarak atölye ya da bu tip üretim yerlerinin kavram olarak onlarda oluşmamış olduğunu farkettim, ilerleyen zamanda onları çeşitli sanatların uğraşanlarının atölyelerine götürerek bir başlangıç yapabileceğimi düşündüm. Zaten sorduğum da böyle bir yer görmeyi isteyeceklerini söylediler. Onlara kimlerin atölye kullandığını sordum. “Amcalar” cevabını aldık. Ö., “ babam hem atölyeye gidiyor hem de işe” yanıtını verdi. Miro’nun etrafında bulunanları sordum; “ boyalar” olduğunu söylediler. Resimlerde ise kedi, robot, balık, köpek ve hava gördüler. Hava dan bahsetmeli çok ilginçti.  

Ve sonra ilk olarak sanatçının 1922 tarihli “Çiftlik” isimli resmini gösterdim. Resim İspanya’nın ruhunu taşıyan her şey hakkındadır ve yazar Ernest Hemingway tarafından satın alınmıştır. Çocuklardan birisi resimde bir köpek gördü; bu doğruydu. “Peki ne yapıyor köpek?” diye sordum “; “koşuyor” dedi. Daha sonra bir kuş, bir ağaç, bir tarla, bir ev ve bir demlik benzetmeleriyle yorumlar devam etti.

Çocuk eğitiminde aktif olarak Müze ya da sanat eseri izleme geleneği ülkemizde yeni oturuyor. O yüzden özellikle dünya sanatı ile ilgili sanatçı ve eser tanıtımlarının üzerinde biraz hassasiyetle duruyorum. Çocuk, belki bir yetişkinin ya da gördüğü bir yapıtın kavram dünyası ile eserlerle ilişki kuramaz ama kendince bir ilişki kurabilir, görsel estetik terbiyesi gelişir, en önemlisi bir aşinalık oluşur diye düşünüyorum.

Bu yüzden onlarla resmin renklerini konuşmaya başladım. Turuncu, kırmızı, elma ağacı şeklinde devam ettik. Miro’nun başka bir eseri olan “Mavi” üçlemesini gösterdiğimde ise artık sıkılmışlardı.

Ama onu komik buldular, sonra komik, daha sonra korkunç sonunda ise komik bir canavar olarak tanımladılar. Bunlar Miro’nun resimleri için olasıdır çünkü arkaik bir bilinçaltını temsil eder. Resimlerinde ki davranış biçimi o kadar ilkeldir ki ilk çocukluğun tanımsız formlarına kadar uzanır. Bu yüzden çocuklardan eğlenceli bir yorum da gelebilir, komik bir yorum da gelebilir. Ama “Mavi” üçlemesinden sonra gerçekten çok komik ve sevimli bir Miro resmi gösterdim. 1978 tarihli bir taş baskı olan esere çocuklar çok güldü. “Bayağ korkunç gözlü” bir kuş ile savaşan bir kediyi tarif ettiler. Biraz daha hızlanatak Miro’nun Jackson Pollock ile tanıştıktan sonra yaptığı bir resmi gösterdim.

Onu da acayip, karışık ve meyve gibi bir şeye benzettiler. En son duyduğum ise “kedi robotuydu”. Böylece bitirdik.. 

https://www.youtube.com/watch?v=z1Dr8URlPP4

https://www.youtube.com/watch?v=Y1fVXEQ0HhM